Gayrimenkul Hukuku
Taşınmazın Sınırlarını Değiştiren Toplulaştırma İşlemine Karşı Açılan Davada Görev Sorunu
Yargıtay, arazi toplulaştırması işlemi sonucunda taşınmazın sınırlarının değiştirilmesine ilişkin uyuşmazlıkta, toplulaştırma işleminin iptali talebinin idari yargının görev alanında bulunduğuna karar verdi.
Uyuşmazlığın Konusu
Dava, 3083 sayılı Kanun kapsamında gerçekleştirilen arazi toplulaştırma işlemi nedeniyle taşınmazın sınırlarında ve yol cephesinde meydana gelen değişikliklerin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla açılmıştır.
Davacı, maliki olduğu taşınmazın arazi toplulaştırması kapsamına alınmasının hukuka aykırı olduğunu, toplulaştırma sonucunda taşınmazının yola bakan ön cephesinin küçültüldüğünü ve taşınmazın arka kısmından genişletilerek yüzölçümünün tamamlandığını ileri sürmüştür.
Bu kapsamda davacı, taşınmazının toplulaştırma öncesindeki sınırlarına kavuşturulmasını ve yapılan değişikliklerin düzeltilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin Kararı
Antalya 16. Asliye Hukuk Mahkemesi, uyuşmazlığın esasına girmeden davayı yargı yolu bakımından reddetmiştir.
Mahkeme, arazi toplulaştırma işleminin bir idari işlem olduğunu ve bu işlemin iptaline yönelik uyuşmazlıkların idari yargının görev alanında bulunduğunu değerlendirmiştir.
Davacı vekili karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Ne Karar Verdi?
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi de ilk derece mahkemesinin değerlendirmesini yerinde bulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesine göre arazi toplulaştırması; kamu yararı amacı taşıyan ve idarenin kamu gücüne dayanarak gerçekleştirdiği kamusal nitelikte bir işlemdir.
Bu nedenle toplulaştırma işleminin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla işlemin iptali ve taşınmazların toplulaştırma öncesindeki sınırlarına getirilmesi talep ediliyorsa, uyuşmazlığın idari yargı mercilerince görülmesi gerekir.
Bu gerekçeyle davacının istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir.
Yargıtay’ın Değerlendirmesi
Dosya temyiz incelemesi kapsamında Yargıtay’ın önüne gelmiştir.
Yargıtay, uyuşmazlığın hukuki niteliğini “toplulaştırma işleminin iptali istemi” olarak belirlemiştir.
Dosya kapsamında, davacıya ait taşınmazın 3083 sayılı Kanun kapsamında gerçekleştirilen toplulaştırma işlemi sonucunda farklı bir ada ve parsel numarasıyla yeniden tescil edildiği tespit edilmiştir.
Yargıtay; tarafların iddia ve savunmaları, dosya kapsamı, uygulanması gereken hukuk kuralları ve uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi bakımından Bölge Adliye Mahkemesi kararında usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır.
Bu doğrultuda davacı vekilinin temyiz itirazları reddedilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararı HMK m. 370/1 uyarınca onanmıştır.
Karar, 26.05.2025 tarihinde oybirliğiyle ve kesin olmak üzere verilmiştir.
Kararın Hukuki Önemi
Kararın temel noktası, arazi toplulaştırmasından kaynaklanan uyuşmazlıklarda görevli yargı kolunun belirlenmesine ilişkindir.
Bir taşınmazın toplulaştırma kapsamında sınırlarının, parsel bilgilerinin veya kullanım alanının değiştirilmesine yönelik uyuşmazlıkta, talep doğrudan toplulaştırma işleminin hukuka aykırılığına ve iptaline yöneliyorsa, uyuşmazlığın idari işlemden kaynaklandığı kabul edilmektedir.
Bu nedenle, yalnızca uyuşmazlığın mülkiyet hakkıyla ilgili olması, davanın adli yargıda görülmesi için tek başına yeterli değildir. Uyuşmazlığın kaynağındaki işlemin idari işlem niteliğinde olup olmadığı ve davacının esasen ne talep ettiği belirleyici olmaktadır.
Sonuç
Yargıtay’ın bu kararıyla, arazi toplulaştırma işleminin iptali ve taşınmazın toplulaştırma öncesindeki durumuna getirilmesi amacıyla açılan davalarda görevli yargı yolunun idari yargı olduğu bir kez daha ortaya konulmuştur.
Bu değerlendirme yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut olaylara uygulanması, dosyaya özgü bir değerlendirme gerektirir.